2011’in albümler açısından bizi en fazla tatmin eden yıllardan biri olacağını Metronomy gibi yatak odalarında albüm yapan kısıtlı şartlarda çalışan grupların kozalarından çıkarak, aldıkları yatırımlar ve olgunlaşmaları doğrultusunda olacağını biliyordum. The English Riviera’nın yapım aşamasında Joseph Mount ve arkadaşlarıyla albüm hakkında sorulan en önemli soru da, albümün beklenen tüm beklentilere karşılık verip vermeyeceği yönünde olunca verdikleri cevabın yaşla, yaşanmışlıklarla alakası olduğundan süper bir albümün olacağı yönündeydi.
Bu seneki Mercury Music prize’a adaylığı açıklanan gruba bakınca önceki Nights out albümünü düşünüyorum. Makul dozda elektronik ritmleri, gittikçe artan tonda gitar riffleri ve bazı şarkılardaki klostrofobik soundlarından sonra değişim hissediliyor. The English Riviera’yı dinlerken albüm kapağındaki gibi sahil kenarında, martı sesleri ile rüzgar eşliğinde garip bir akışlanlık hissediyor insan. Zaten dediğim gibi martı ve dalga sesleriyle başlayan introsu ilk parça ‘we are free’ ile akıp gidiyor. Everything goes my way, the look ile sonra da gerisi geliyor.

15 notes
-
theitems liked this
-
filruyasi reblogged this from kasetreceli
-
filruyasi liked this
-
kasetreceli posted this
