Güne güzel başlamak için iyi bir sebep arıyorsanız Tim Burton ve The Killers iş birliğine kulak verin derim.Craig Roberts ve Winona Ryde’ın eşlik ettiği bu video ”here with me” demenin en güzel yolu…
Wiz Khalifa, 4 Aralık’ta çıkacak O.N.I.F.C. isimli albümündeki ‘Remember You’ parçası için The Weeknd’in Abel Tesfaye’si ile bir araya geldi.The Weeknd’in alışılagelmiş soundlarını duymak mümkün.
Uzun zamandır bahsetmeyi planladığım birini yazıyorum bugün hiç şüphesiz ki o 15 yaşından beri müzik yapan,karanlık dünyaların adamı Tom Jenkinson ve Chris Cunningham’ın en yakın arkadaşı,Radiohead’e yenilikler katan Aphex Twin’den başkası değil.Kafasında sürekli aksak bir ritim çaldığını düşünüyorum ve yıllar yıllar sonra Mozart ile birlikte Aphex Twin’de klasikler de yerini alacak…
Uzun zamandır çok severek dinlediğim bir Frank Ocean coverı paylaşmak istedim bu defa.Birde Londra’lı sanatçı Rita Ora’da hakkını vermiş şarkının.
Perfume Genius Put Your Back N 2lt albümü ile 2012’nin en güzel albümlerinden birine imza attı. Normal Song bu albümün en harika şarkısı diyebilirim.
Blogotheque, gruba özel mini bir canlı performans yaptırmış.
Beatsie Boys - Don’t play no game that i can win.
Beastie Boys’unHot Souce Committee Two albümünde yer alan şarkının klibini efsanevi yönetmen Spike Jonze çekmiş. Fazlasıyla güzel ve eğlenceli.
Radio Soulwax, David Bowie’nin müzikal geçmişini bir retrospektif müzikal ile anlatmaya girişmiş. Hannelore Knuts’un oynadığı DAVE bize 1 saatlik görsel ve müzikal bir Bowie şöleni sunuyor.
Bugün kesinlikle müzikle çağdaş sanatı yaptığı çalışmalar da ortaya koyan Frank Ocean’dan bahsedeceğim.New Orleans’lı şarkıcı öncelikle kariyerine söz yazarı olarak başlıyor ardından tabi ki farkedilmemesi imkansız olan o muhteşem müzikleri geliyor.Channel orange albümü eleştirmenlerden 5 üzerinden 5 almış bir albümdür ki zaten dinlenildiğinde kusursuz oluşu gözden kaçmıyor.
Damon Albarn inanılmaz melodiler yaratan birde bu melodilerin üzerine sizi alıp götürecek sözler ekleyen yumuşacık sesli bir adam.Melankolik sesiyle birde on the melancholy hill söylerse…
Bu yıl ilk olarak yayınladıklar 1957 adlı albümleriyle tanıyoruz Los Angeles’lı grubu…Grubun bütün üyeleri aynı zamanda geri vokal yapıyorlar.What’s the matter ise bu albüm de çok beğendiğim parçalardan biri.
Haftanın en çok konuşulan olayı herhalde Depeche Mode’un İstanbul’u da kapsayacak yeni bir Avrupa turnesine çıkmak olmasıydı. 17 Mayıs’ta Küçükçiftlik Park’ta dinleyeceğimiz efsane grubun 2013’te çıkacak albümüne yönelik Paris’te kısa bir toplantı da gerçekleşti. Genel olarak daha fazla syhthesizer soundların, kaos pad’lerin hakim olduğunu söyleyen grup albümde yer alacak bir parçaya da studyoda kayıt sırasında geçen anlarından bir klip yapmış.
17 Mayıs’ı heyecanla bekliyoruz.
Wild Nothing Nocture albümü ile adından bu sene söz ettirmeye, albümün en güzel şarkılarından biri olan ‘Paradise’ ile devam ediyor. Klibinde Hollywood yıldızı Michelle Williams’ın oynadığı şarkı, Williams’ın bir uçak yolcuğundayken camdan bulutlara dalarak içinden geçenleri söylemesinden oluşuyor. Seksenler havasında ve hüzünlü bir neşesi var.
The Twilight Sad’in 1 Kasım’da Babylon’da vereceği konsere duyduğum heyecanı en son Metronomy’nin ben askerdeyken geleceğini duyduğum heyecanla abartmadan kıyaslayabiliyorum.
Kısa sürede sevip bu kadar bağlandığım az grup olmuştu. Depresif şarkılar yapan bu İskoç beşli’nin canlı performanslarını araştırmaya başladım bile. Sonuç ne olursa olsun, acıtan sesli adam James Graham’ı görmek, atmosferi yaşamak bana yetecektir.
Diomond Mine albümleri ile King Creosote & Jon Hopkins ikilisi oldukça güzel bir başarı elde ettiler. Brian Eno ve Coldplay ile çalışan grup albüm için 7 yıllık bir emek vermişler. Bu İskoç ve İngiliz ikili ileride adından oldukça söz ettirecek.
King Creosote yakın zamanda da kendi adını taşıyacağı bir albüm üzerinde çalıştığını açıklamıştı. Onu da merakla bekliyoruz.
